Kotor, Karadağ’ın UNESCO Dünya Mirası Listesindeki en güzel şehirlerinden biri. Karadağ’ın kıyılarına katman katman sokulmuş Adriyatikle içiçe, sıradanlıktan uzak ve etkileyici bir coğrafyaya sahip Kotor.

İnsan eli değmemiş gibi duran zümrüt yeşili dağları, Orta Çağ mimarisinin en güzel örneği Stari Grad yerleşimi, körfeze sokulan laciverte çalan denizi etkileyici bir kompozisyon oluşturan Kotor sadece Karadağ’ın değil Adriyatik Denizi’ni içine alan tüm Akdeniz havzasının en ilgi çekici noktalarından biri.

kotor gezilecek yerler

Büyük yolcu gemilerinin Avupa‘daki önemli duraklarından olan Kotor, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Şehri ziyaret eden devasa gemilerden inen yolcularla bir anda dolup taşan Old Town bölgesinin sokakları özellikle yaz ve bahar aylarında çok canlı. Dünyada az rastlanan bir coğrafi oluşuma sahip körfezin kıyısındaki Kotor, sahip olduğu doğal limanıyla Kruvaziyer turizmi için büyük bir potansiyel barındırıyor.

Kotor’u sadece gemi turizmiyle anmak eksik olur, geçmişten bugüne gelen büyük bir tarihsel mirasın da hakkını veriyor. Hemen limanın kıyısındaki eski şehir bölgesi tüm dünyada en iyi korunmuş Orta Çağ yerleşimlerinden biri. Çok sayıda deprem geçirmiş ama halen dimdik ayakta.

Kotor deniz turizminde de hayli iddalı. Birbirinden güzel plajları, kumsallarıyla da özellikle Avrupa’lı turistlerin gözdesi. Öyle uzaklara gitmeye gerek yok, şehrin merkezinden bile denize girebileceğiniz pek çok nokta var ve deniz tertemiz.

Yaslandığı Lovcen dağı ve çevresi ise yürüyüş yapmak, doğayla baş başa kalmak isteyenler içinse birbirinden güzel rotalar var. Ziyaretçilerine sunduğu zenginlikleriyle Kotor’un dünyada artık bir marka şehir olduğunu söylemek mümkün. Uluslararası arenada Karadağ’dan bağımsız olarak kendini bir destinasyon olarak çok iyi pazarlayabilmiş. Sahip olduğu güzelliklerini korumak ve ileriye taşımaktaki başarısı Kotor’un bu kadar ünlenmesinin temel nedeni.

Kotor Gezi Rehberi

Kotor ismiyle ilgili ufak bir kafa karışıklığı olabiliyor. Kotor hem Vegile boğazından başlayıp tarihi bölgeye kadar kıvrıla kıvrıla gelen körfezin adı, hem de bu şehrin adı. Aynı zamanda körfezin kenarındaki şehirlerin oluşturduğu bölgeye de genel olarak verilen isim.

Kotor, Boka körfezine paralel uzanan Orjen ve Lovcen dağlarının arasında kalıyor. Yemyeşil Lovcen’in dik yamaçlarında dar bir bölgede şekillenen şehir, yüksek dağların gölgesinde kuşatılması zor bir kaleye yaslanmış gibi duruyor. Denizi çevreleyen dağların arasındaki korunaklı doğal limanı, Kotor’un coğrafi olarak büyük bir avantajı. Kotor‘un tarihsel süreçte başka devletler tarafından ele geçirilmek istenmesinin sebebi de bu strateji konumu.

Adriyatik’in önemli liman şehirlerinden biri olan kentin gelişimine en büyük katkıyı sağlayan deniz Kotor’un dış dünyayla ilişkisinde en belirleyici unsurlardan biri. Denizle olan güçlü bağlantısı çok eski çağlardan beri devam etmiş ve bunun avantajını çok iyi kullanmış. Denizcilik bu topraklarda yüzyıllardır sürüp gelen bir gelenek gibi.

Kotor’un denizi sakin ama tarihi epey fırtınalı. Tarihte hep ele geçirilmek istenen yerler vardır ya Kotor bunlardan biri. Romalılar tarafından M.Ö. 168 yılında kurulan şehrin o dönemdeki adı Acruvium. Sırasıyla Bulgarlar İmparatorluğu, Sırplar Krallığı, Macar İmparatorluğu ve Venedik Cumhuriyeti’nin hakimiyetine girmiş.

Uzun yıllar Venedik himayesinde kalan Kotor’un her yerinde görmek mümkün. Bir dönem Osmanlı tarafından da kuşatılan şehir, 1797’de Harsburg Hanedanı’na katılmış. 1918’de Yugoslavya’nın bir parçası olan şehir Yugoslavya’nın ikiye bölünmesiyle Karadağ sınırlarında kalmış.

Kardağ’ın bu güzel şehri küçük bir nüfusa sahip ama etnik yapısı hayli zengin. Şehrin büyük bölümünü Karadağlılar, Sırplar, Hırvatlar ve Yugoslavlar oluşturuyor. Çok katmanlı kimlik yapısı da bu Akdeniz şehrinin en renkli yanlarından biri. Farklı yemekler, adetler, gelenekler bir ebru gibi bir birine karışmış.

Karadağ henüz AB üyesi değil ama Kotor ve çevresinde gezerken kendinizi Avrupa’nın popüler şehirlerindeymiş gibi hissediyorsunuz. İnsan odaklı planlanmış pırıl pırıl kentleri, doğaya saygılı yaşam tarzı, yol boş bile olsa kırmızı yanınca bekleyen şöförleri, sistemin getirdiği ama insanların da hazmettiği kendi içinde akan yazısız kuralları ile Kotor Avrupa kültürünü içselleştirmiş bir şehir.

Kotor Gezilecek Yerler

Kotor gezmesi kolay bir şehir. Eski şehrin merkezinde gezilecek noktalar yürüme mesafesinde. Özellikle Stari Grad ve çevresi yürüyerek gezmek çok keyifli. Stari Grad’ın içi araç trafiğine kapalı bu nedenle çocuklu aileler için de sorunsuzca gezebilecekleri bir lokasyon. Şaşkın şaşkın etrafı izleme özgürlüğünüz var. Araçla geldiyseniz hemen deniz kapısının önündeki otoparka aracınızı bırakabilirsiniz.

Kotor dışına çıkıp Perast, Tivat, Budva gibi sahil şeridinde diğer şehirleri görmek isterseniz de hepsi birbirine yakın. Perast ve Tivat’ı aynı gün içinde gezebilirsiniz. Araç kiralamak her yerde olduğu gibi burada da çevreyi doyasıya keşfetmek için daha çok özgürlük tanıyor. Ben Kotor gezimde araç kiralamadan toplu taşımayı kullanarak gezmiştim.

Deniz kapısının önünden kalkan otobüslerle Perast ve Tivat’a gidebilirsiniz. Budva’ya gitmek isterseniz de şehirler arası otobüslerin hareket ettiği terminale gitmeniz gerek. Terminal Güney Kapısına 5 dakika yürüme mesafesinde. Bisiklet kullanmayı seviyorsanız özellikle Perast’a giden sahil yolunu çok seveceksiniz.

1. Stari Grad

Stari Grad, Kotor şehir merkezinde surlarla çevrili olan, Slav dilinde ‘Eski Şehir’ anlamına gelen sur içine verilen ad. Kotor’da en çok vaktinizi geçireceğiniz yer de burası. Gezilip görülecek yerlerin çoğu Stari Grad ve çevresinde olduğu için buradan başlamak en iyisi.

Stari Grad, birkaç katlı, kiremit çatılı taş yapıların süslediği, Orta Çağ görüntüsünde bir bölge. 5 kilometre uzunluğunda, 20 metre yüksekliğinde ve 10 metre genişliğindeki surlarla çevrilmiş olan bu eski Kotor şehrinin geçmişi de 7. yüzyıla kadar uzanıyor.

Uzun yıllar Venedik egemenliğinde bulunan şehirin tarihi bölgesinde bu kültürün izlerini hissedebiliyorsunuz. Kotor’un en hareketli noktası olan eski şehir UNESCO’nun hem tarihi, hem de doğal miras listesinde.

Old Town surları içerisinde kalan şehre ilk kurulduğu dönemden bugüne çeşitli yüzyıllarda kiliseler, katedraller, saraylar, kent zenginlerinin konakları, devlet daireleri yapılmış ve bugün bu yapıların bir kısmı turistik olarak ziyaret edilebiliyor. Bu yapılar bir kısmı da kafe, restoran, otel, hediyelik eşya mağazası ve müze olarak turistlerini ağırlıyor.

Old Town’un sokaklar İtalya’nın tarihi şehirlerindeki gibi çok estetik. Tarihi kapılardan hangisinden girerseniz girin taş zeminli dar sokaklar birbirinden güzel küçüklü büyüklü meydanlara açılıyor. Rastgele girdiğiniz bir sokak sizi hafif bir müzik sesine eşlik eden kahve kokusunun yayıldığı bambaşka bir meydana çıkarıyor.

Sokaklarda gezerken, ferforje ile kaplı mütevazı balkonların, nefti yeşil ahşap panjurların, taş zeminlere adımlarken gelen serinliğin büyüsüne kapılıyor insan. Sanki biraz öteden uzun fırfırlı eteğini iki eliyle yanlardan toplamış, sokaktan hızlı adımlarıyla bir Orta Çağ kadını yanınızdan geçecek gibi.

Etrafta dolaşırken küçük butiklerin, hediyelik eşya dükkanların, tarihi pasajların vitrinleri de bir o kadar renkli. Dinlenmek için ise hemen hemen her sokakta her meydanda birbirinden keyifli restoranlar, kafeler ve bistrolar var. İster gezi öncesi bir kahve alıp meydanlardan birindeki kafeye oturun, isterseniz de akşam için Karadağ yemeklerini tadacağınız şık bir restoranda günü noktalayın.

Old Town her mevsim hareketli ve enerji dolu. Özellikle limana yanaşan gemilerden inen kalabalıkların bir anda doldurduğu sokakların ritmi hiç düşmüyor. Yaz ve bahar aylarında Old Town bölgesi daha da canlanıyor. Akşam saatleri ise tarihi meydanlarda sürprizlerle dolu. Orta Çağ’ın sıra dışı atmosferde düzenlenen organizasyonlar, gösteriler ve konserler Stari Grad’la ilgili tüm anıları daha da güzelleştiriyor.

2. Kotor Aziz Tryphon Katedrali

kotor katedrali

Kotor Aziz Tryphon Katedrali (The Cathedral of Saint Tryphon), Karadağ’daki iki Roma Katolik katedralinden biri. Stari Grad’daki en büyük ve gösterişli yapı olan katedral, Romanesk tarzıyla dikkat çekiyor.

St. Trypon’un Anadolu’da yaşadığı, azizlerin kemiklerinin Hristiyanlıkta kutsal sayıldığı için öldükten sonra kemiklerin alınıp Kotor’a getirildiği ve bu kiliseye konduğu rivayet ediliyor. Katedralde 1362’den kalma Romanesk-Gotik tarzdaki kutsal ekmek kabı, gümüş bir sandık gibi çok sayıda kutsal emanet var aslında.

Bu nedenle de çok ziyaretçisi var. Özellikle üst katta kıyafetlerin, haçların, tabloların olduğu müze çok ilgi görüyor. Katedralin yanındaki piskoposluk sarayı ise piskoposluk konutu olarak kullanılıyor.

3. Saat Kulesi ve Silahlar Meydanı

Eski şehrin deniz kapısından içeriye girdiğinizde hemen solunuzda kalan meydan Silah Meydanı (Square of Arms) olarak anılıyor. 16. Yüzyıldan kalma meydanın etrafı Şehir Kapısı, Saat Kulesi, Venedik Cephaneliği, Eski Şehir Belediye Binası, Prensin Sarayı, Bizanti Sarayı, Beskuca Sarayı ile çevrili.

Meydanda en dikkat çekici yapı dikdörtgen şeklinde iki yüzünde saat olan saat kulesi. Kulenin hemen önünde ise utanç anıtı var. Üst kısmı piramit altı kare taş olan bu küçük anıt rivayete göre suç işleyenlerin halkla yüzleşme yeri olarak kullanılmış.

Stari Grad’ın her noktasında Venedik kültürünün izlerini görmek mümkün. Meydana “Silah Meydanı” denmesinin nedeni ise Venediklilerin bu meydandaki Prensin Sarayı ve şehir Nöbetçi Kulesi’ni cephanelik olarak kullanması.

Ana kapıya yakın olması nedeniyle meydan her an hareketli cıvıl cıvıl. Soluklanmak için oturup etrafı izlerken bir şeyler yiyebileceğiniz restoranlar ve kafeler var. Burayı merkez kabul edip başlangıç noktası yapabilirsiniz.

4. Kedi Müzesi

Avrupa’da sokak hayvanları pek rastlanan bir durum değil. Neredeyse yok gibiler. Ama şaşırtıcı olarak Kotor Old Town bölgesinde sevimli dostlarımız karşımıza çıkıyor. Stari Grad’ın her köşesinde tüylerini kabartıp özgürce geziniyorlar. Gireceğiniz her hediyelik eşya dükkanında illa ki kedi resimli bir şeyler var.

Kotor kedileri, kediler de Kotor’u sevdiği için Stari Grad’ın içinde iki odalı bir Kedi Müzesi yapılmış. Kedi müzesinde I. Dünya Savaşı yıllarından kalma kedili kartpostallar, kedi çizimlerini, kedilerle ilgili fotoğraf, kitap ve pullar sergileniyor.

Kedili hediyelik eşyalar da müzenin girişinde satılıyor. Müze girişinden elde edilen gelirin bir kısmı sokak kedilerinin beslenmesi için kullanılıyor. Kotor gezilecek yerler listenize eklenecek kadar şirin.

5. Prima Sarayı

Pima Sarayı,17. yüzyılda inşa edilmiş, farklı mimarileri bir arada görebileceğiniz Old Town bölgesindeki saraylardan en dikkat çekeni. Saray denilince bizdeki Dolmabahçe, Beylerbeyi büyüklüğünde saraylar aklınıza gelmesin. En fazla üç katlı, çok süslemesi olmayan yapıldığı dönemin ruhunu taşıyan yapılar. Old Town bölgesindeki en sık karşılaşacağımız mimari yapılardan olan saraylar sahibi olan asilzadelerin adıyla anılıyorlar.

Un meydanında yer alan Pima ailesinin sarayı benzersiz tasarımı, koyu yeşil panjurları ile meydanda hemen dikkat çekiyor. Saray Rönesans tarzda inşa edilmiş ama pencere ve üst balkonda Barok tarz görülüyor.

Eski şehrin yapılarından tamamen farklı bir havası var. Ama ilk bakışta da buranın ihmal edildiği izlenimi verse de, özgün yapısıyla ilgi çekiyor. Mimariye ilginiz varsa farklı mimari üslupları bir arada görebileceğiniz bu sarayın olduğu Un meydanını ziyaret edin. Sarayın alt kısmında sergi salonu yazan bir ifade olmasına rağmen içeriye maalesef giriş yapılmıyor.

6. St. Lucas Meydanı’nda St. Lucas ve ST. Nicholas Kilisesi

Stari Grad’ın sokaklarında gezinirken karşılaşacağınız meydanlardan biri de St. Lucas Meydanı. Meydan adını St. Lucas kilisesinden alıyor. 1195 yılında yapılmış St. Lucas kilisenin mimarisi Romanesk ve Bizans tarzına uygun olarak yapılmış.

Eskiden Katolik kilisesi olan St. Lucas 17. Yüzyılda Kotor’a gelen Sırp Ortadokslar tarafından kullanılmaya başlanmış. Günümüzde Sırp Ortadoks kilisesi olarak anılsa da içinde halen hem Ortadoks hem de Katolik mihrabı var. 1900’lü yıllarda Kotor şehrinde yaşayanlar kilisenin içine defnedildiğinden zemin mezar taşlarıyla kaplı.

Meydandaki en görkemli yapı ise St. Nicholas Kilisesi denizlerin koruyucu azizi sayılan St. Nicholas’a ithafen yapılmış. Diğer kiliseler kadar eski bir tarihi yok. 20. Yüzyılın başında yapılan St. Nicholas Kilisesi Sırp Ortadoks kilisesi olarak hizmet veriyor. Duvarlardaki havarilerin tabloları, büyük ölçekteki renkli freskler, küçük sunağı, gümüşle işlenmiş Bizans tarzı ikonaları ile canlı ve etkileyici bir atmosferi var.

7. Kampana Kulesi

Kampana Kulesi (Kampana Tower), Scurda nehri boyunca denize doğru uzanan ilginç bir yapı. Şehrin sırtını yasladığı Lovcen dağının eteklerinden denize doğru akan Scurda nehrinin yanı başındaki kule, kenti istilacılardan korumak için yapılmış. Bu taş yapı o kadar sağlam ve güçlü duruyor ki sanki birkaç sene önce yapılmış gibi bir görüntü çiziyor.

Tarihi kentin kuzeyindeki kuleye kuzey kapısın yanındaki merdivenlerden çıkabilirsiniz. Kulenin üzerinde küçük bir park, dinlenmek için çardaklar ve bir yürüyüş yolu var. Kuleyi boylu boyunca yürürken bir tarafınızda Old Town bölgesi, diğer tarafınızda yeni şehir bölgesi kalıyor. Tertemiz akan Scurda’yı izleyebileceğiniz en güzel noktalardan biri Kampana Kulesi.

8. Denizcilik Müzesi

kotor denizcilik müzesi
kotor denizcilik müzesi

Denizcilik Müzesi (Maritime Museum), Kotor Stari Grad’daki en ilgi çekici müzelerden biri. Kotor Limanı eskiden de işlek bir liman olduğu için denizcilikle ilgili kentin hatırı sayılır bir birikimi var.

Gregorina ailesine eski bir saray olan müzede gemi modelleri, çeşitli işlemeli silahlar, çapalar, ticari mallar, bronz plaklar, haritalar, gemi sahiplerinin portreleri ve üniformaları, haritalar, yerel kıyafetler, denizcilerin kullandığı mobilyalar, saatler, çini vazolar ve daha pek çok eşya sergileniyor.

Müzeyi gezdikten sonra denizciliğin bu topraklarda ne kadar önemli olduğunu ve Venediklilerin Adriyatik Denizi’nde nasıl bir güç elde ettiğini daha iyi anlıyor insan. Müzenin girişinde ise Barbaros Hayrettin Paşa’yı ve savaşı sembolize eden, Osmanlı’ya nasıl direndiklerini anlatan bir de kabartma asılı. Giriş ücreti 4 Euro.

9. Deniz Kapısı ve diğer kapılar

Vrata od Škurde, Kuzey Kapısı
Vrata od Škurde, Kuzey Kapısı
Kotor Deniz Kapısı
Kotor Deniz Kapısı

Stari Grad’ın birkaç tane kapısı var. En çok bilinen kapısı Deniz Kapısı. Sahilde indiyseniz denize bakan ana kapının hareketliliği sizi içeri çekecek. Kapının üst kısmında ilgi çekici bir detay var. Yugoslavya’nın kurucusu Tito II. Dünya savaşından sonra Kotor’u geri almış ve bunun üzerine kapıya şu sözü yazdırmış “Size ait olmayanı istemeyin, size ait olandan da vazgeçmeyin” . Mermerli çerçevenin içine Kotor’un kurtuluş tarihi ve sosyalizmin sembolize eden bir de yıldız var.

Kuzey Kapısı ise daha küçük ama giriş kısmı taş bir köprü ile diğer karaya bağlandığı için çok görkemli duruyor. Kapıya doğru ilerlerken savaş filmlerindeki sahneler insanın aklına geliyor. Nehir Kapısı olarak da anılan bu kapı 1540 yılında yapılmış. Taş köprünün altından akan Scurda’nın tertemiz ve zümrüt yeşili suyu biraz öteden körfeze karışıyor.

Güney kapısı ise 13. yüzyıldan kalma. Kentin en az bilinen dolayısıyla en sakin kapısı. Şehri kuşatan Scurda nehrinin suyu burada daha sığ ve cam gibi görünüyor. Kuzey kapısından Güney Kapısına kadar geldiyseniz şehrin büyük bir kısmını gördünüz demektir.

10. Kotor Kalesi

Kotor Kalesi (San Giovanni Kalesi), şehrin enfes manzarasını izlemek için mutlaka ama mutlaka çıkmanız gereken bir kale. Karadağ fotoğraflarında sürekli gördüğümüz, kartpostala benzeyen, o muhteşem manzara buradan görünüyor.

Kotor Körfezinin fiyort benzeri eşsiz bir manzarasının güzelliği burada gözler önüne seriliyor. Körfezin kıvrımları, bulutların gökyüzündeki dansı, sarp dağların yeşil örtüsü sürreal tablolardaki gibi sıra dışı. Stari Grad’dan sonra Kotor atmosferi bu manzarayla iyice içinize işliyor.

Şehri kuşatan surlar tüm yamaç boyunca devam edip buradaki kaleyle birleşiyor. Eski şehri gören kaleden aşağıya bakıldığında ise tarihi kent kırmızı renkteki legolardan oluşmuş bir üçgeni anımsatıyor.

Kaleye çıkan iki yol var. İlki ve en kalabalık olan yol hemen Stari Grad’ın içinde. Bu yolu kullanacaksanız kırk dakikaya yakın bir süren 1300 basamaklı dik merdivenlerle kaplı yollar sizi bekliyor. Merdiven ürkütücü gelse de zirveyi gördükten sonra iyi ki çıkmışım diyeceksiniz. Buradan kaleye çıkmak için kapıda 8 Euro ücret ödemeniz gerekiyor.

Diğer yol ise Scuba nehrinin kıyısında, Stari Grad’ın kuzey kapısına yakın bir noktada. Bu yolda merdiven yok ama bolca yokuş var. Şehrin içindeki yoldan daha sakin, çünkü buradan çıkmak biraz daha uzun sürüyor. Yol boyunca yemyeşil dağların yamaçlarını tırmanırken, körfez yavaş yavaş size muhteşem manzaralar sunuyor.

Bu yoldan çıkmak için herhangi bir ücret ödemeniz gerekmiyor. Eğer bu yolu kullanacaksanız akşam saatlerine kalmayın. Yol üzerinde herhangi bir aydınlatma ve basamak olmadığı için sıkıntı yaşayabilirsiniz.

Hangi yolu tercih ederseniz edin kaleye çıkma işini sabah saatlerinde yapmaya çalışın ve en rahat ayakkabınız giyin. Özellikle yaz aylarında her iki seçenek de sizi zorlayabilir. Bir gün öncesinden uykunuzu iyi alın ve mutlaka yanınızda içecek bir şeyler olsun. Kaleye çıkarken yol boyu su satanlarla karşılaşacaksınız ama fiyatlar iki katı.

11. Lady of Remedy Kilisesi

Lady of Remendy Kilisesi, Kotor Kalesinden inerken merdivenlerin yanı başında önünüze çıkıyor. Körfezi doyasıya izleyebileceğiniz noktalardan biri de Lady of Remendy kilisesi. Kilisenin çanı, merdivenler ve körfezin dahil olduğu kareyi daha önce Kotor’la ilgili araştırma yaptıysanız muhtemelen hatırlayacaksınız da.

Eğer kaleye kadar çıkamam diyorsanız da en azından bu kiliseye kadar nefesinizi toparlayın, çünkü kilisenin hemen önündeki terastan Stari Grad ve koyu mavi suların kuşattığı körfez büyüleyici görünüyor.

12. Kotor Körfezi

Kotor Körfezi, dünyadaki en ilginç oluşumlu körfezlerden biri ve olağanüstü bir güzelliğe sahip. Akdeniz’in bir kolu olan Adriyatik’in kıyılarını bir dantel gibi işleyen bu eşsiz körfezin adı Boka Körfezi. Boka körfezinin içinde göz alıcı güzellikte çok sayıda körfez var. Boka Körfezi Adriyatik’in Karadağ kıyılarındaki Mamula adasından başlayarak solunda Hırvatistan kıyılarını bırakıp, Herceg Noviyi ve Tivat’ın çevrelediği bir lagüne benzeyen bir yapı oluşturuyor.

Dar bir boğazdan geçen deniz tekrar Kotor’a ulaşıp tıpkı bir fiyort gibi tüm havzayı kuşatıyor. Kotor şehrinin kıyılarının arasındaki, Kuzeyin fiyortlarına benzeyen bu körfez ise Kotor Körfezi olarak adlandırılıyor.

Kotor‘da yapılacak en güzel şeylerde biri de bu eşsiz körfezi gezmek. Kıyı boyunca birbirinden güzel irili ufaklı çok sayıda kasaba var. Adriyatik’in mavi sularının sokulduğu Kotor körfezini ve bu büyüleyici dokuyu baştan sona gezmenin en güzel ve eğlenceli yolu da tekne turlarına katılmak. Perast, Kayaların Leydisi, Base for Submarines, 1853’de hapishane olarak kullanılmış Mamula adası, Dobrec Plajı, Mavi Mağara, Midye Çiftliği gibi körfezdeki pek çok noktaya uğruyor turlar.

Mevsim uygunsa içinde yarım saatlik yüzme molası olan Mavi Mağarayı da kapsayan turlara katılmanızı tavsiye ederim. Sadece plajları Fiyatları kişi başı 10 Euro’dan başlayıp 50 Euro’ya kadar çıkıyor. Turlar katılım sayısı minimum 6 kişi. Sabah 09.00 öğlen 13.00 akşam ise 16.00 turların başlangıç saatleri.

Turların bir kısmı sürat tekneleriyle yapılıyor ve çok eğlenceli. Bazı turlarda rehberlik isterseniz ekstra için ücret ödemeniz gerekiyor. Turlarla ilgili bilgi almak için deniz kapısının hemen önünde uzanan yol boyu dizilmiş stantlara uğrayın.

13. Budva

Budva, Kotor körfezinin dışında, Karadağ’ın güney kıyılarına kurulmuş, en turistik şehirlerinden biri. Göz alıcı güzellikteki plajları ve eğlence hayatıyla ünlü Budva, son yıllarda Adriyatik’in parlayan yıldızları arasında gösteriliyor.

Budva coğrafi olarak Kotor körfezinin karakteristik özelliklerini taşıyor. Arkada yemyeşil dağlar, önde masmavi deniz, zümrüt taşı gibi duran adalar ve zengin bir tarihsel miras, Budva’yı süslüyor. Şehrin gezilip görülecek yerleri ‘Old Town’ olarak anılan deniz kıyısındaki bölgede yoğunlaşmış.

Müzeleri, kiliseleri, eski şehri çevreleyen sur duvarları, labirent gibi sokaklarıyla bu eski şehir merkezi en az bir gün ayırmayı hak ediyor. Kotor‘dan sonra alternatif bir yer arıyorsanız Adriyatik kıyılarında uzanan Budva’yı listenize ekleyin.

14. Sveti Stefan Adası

Sveti Stefan Adası, Budva yakınlarında küçük bir ada. Kendine münhasır farklı bir havası var. Ada ana karaya içinden dar bir yol geçen küçük bir kumsal ile bağlı. Kırmızı çatılı evleri, adaya serpiştirilmiş gibi duran çam ve zeytin ağaçlarının süslediği Kale duvarları ile çevrili ada sadece Adriyatik’ten ve Akdeniz’i kapsayan coğrafyada görebileceğiniz en ikonik yerlerden.

Sveti Stefan Adası hem Hollywood yıldızlarının hem de jet sosyetenin Karadağ civarında tercih ettiği yerlerden biri. Bir zamanlar Sofia Loren, Marilyn Monroe, Liz Taylor gibi yıldızların tatil yaptığı ada popülerliğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Ada bir turizm şirketi tarafından kiralandığı için otel ya da restoran rezervasyonunuz olmadan adaya girmek pek mümkün değil. Stevi Stefan adası, Budva’ya sadece 5 km uzaklıkta.

15. Tivat

Tivat, Kotor körfezinin en havalı şehirlerinden biri. Kotor körfezinin güney batısındaki şehir Kotor’dan günübirlik ziyaret edilecek kadar yakın. Sahillerinde Akdeniz sıcaklığını hissedebileceğiniz, plajlarına aşık olacağınız Tivat, Karadağ’da yat turizminin de merkezi.

Çünkü bölgenin en prestijli limanlarından biri olan “Porto Montenegro” Tivat’da. Ülkenin en güzel ve modern marinasına sahip olan Tivat körfezin kıyısında birbirinden güzel yatları misafir ediyor. Şehir merkezinde ve gezilip görülecek yerlerin bir kısmı bu civarda. Şehrin dışına çıktığınızda ise muhteşem manzarası ile Vrmav dağı, Çiçekler Adası, Horizonti Plajı, Donja Lastva köyü ilgi görüyor.

15. Perast

Perast, Kotor körfezinde küçük, şirin ve çok huzurlu bir kasaba. Sahiden başlayıp yemyeşil yamaçlara serpiştirilmiş gibi duran taş evleriyle, İtalya’nın güney kasabalarına benzeyen Perast; duvarları süsleyen sarmaşıklarıyla, denizin insanın içini ısıtan etkisini hissedebileceğiniz, görenlerin hayran kaldığı bir yer.

Bütün gün güneşin vurduğu sahil yolu ve iki katlı kiremit çatılı evleriyle Akdenizin atmosferini sunan bu güzel kasaba, Kotor’a gelenlerin gezilecek yerler listesine girmeyi başarıyor. Sahildeki çan kulesi, yol boyu ilerlerken karşınıza çıkan Perats Müzesi, Kayaların Leydisi olarak bilinen Kotor körfezinin en zarif adası Perast‘da gezeceğiniz yerler arasında.

Denize girmek isterseniz de hem kasabanın merkezinde, hem de dışında bütün gün vakit geçirmekten sıkılmayacağınız harikulade plajları var. Perast, Kotor’dan sadece 14 km uzaklıkta. Küçük olduğu için gezmesi kolay. En az yarım gün gününüzü Perast’a ayırın.

Kotor nerede, Kotor’a nasıl gidilir

Yurtdışı tatilinde vize derdi ile uğraşmak istemeyen, vizesiz ülkeler içerisinden tercih yapan birçok vatandaşın yöneldiği Karadağ, beklentilere uygun bir tatil fırsatı sunuyor.

Balkanlara ucuz uçak bileti kampanyaları çok sık düzenleniyor. Uygun uçak biletini yakalamanız bu güzel ülkeyi keşfetmeye başlamanızın ilk adımı. Budva, Kotor şehirlerini özellikle listenize alın ve Karadağ’ı keşfedin.

Podgorica şehrine İstanbul’dan direk uçan sadece Türk Hava Yolları var. İstanbul, Podgorica arası uçakla 1 saat 50 dakika sürüyor. Adria Airways İstanbul-Podgorica Ljubljana aktarmalı olarak uçuyor. Air Serbia Belgrad aktarmalı seferler düzenliyor.

Karadağ’a en yakın ülkelerden biri Arnavutluk. Ülkenin başkenti Tiran’a uçup oradan araç kiralayıp Budva’ya gitmek 3.5 saat sürüyor. Pegasus’un çok uygun Tiran uçak bileti kampanyalarından bilet almaya bakın.

1 Yorum

💬 Düşüncelerinizi Yorum Olarak Yazabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz