Prag, 30 yıl önce Avrupa’ya seyahat edenler için gizemli bir şehirdi, ancak artık yılda 4 milyon ziyaretçi ile kıtanın en popüler yerlerinden biri haline geldi. Yeni adıyla Çekya’nın başkenti Prag, her şeyi bulabileceğiniz harika bir şehir merkezine, yüzyıllara dayanan muhteşem bir tarihe, Romanesk, Gotik, Barok, Rönesans ve Art Nouveau mimarisinin en güzel örneklerine sahip.

Şehirde 1989 yılında göstericiler “kadife devrimi” adını verdikleri barışçıl protestolar düzenlediler ve komünist rejime son verdiler. Tek partili dönemin ürkütücü gölgesinden kurtulan şehir Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biri oldu. Her tarafından kültür fışkıran ve insanları mutlu olan çok keyifli bir şehir Prag.

Çek Cumhuriyeti’nin başkenti, aynı zamanda da en büyük şehri olan Prag, her yıl dünyanın dört bir tarafından gelen milyonlarca turiste ev sahipliği yapıyor. “Altın Kent”, “Masal Şehri”, “Avrupa’nın Kalbi” gibi isimlerle de anılan bu kente turistleri çeken en önemli etken ise, sahip olduğu zengin tarihî mimarisini günümüze dek bozulmadan koruyabilmiş olması.

Şehrin gezilip görülecek önemli yerlerinin birçoğu 14. yüzyıla ait. Tarihi arka planı nedeniyle adeta bir açık hava müzesi görünümünde olan Prag, yüzölçümü olarak UNESCO Dünya Mirasları Listesi içerisindeki en geniş alana sahip yer. Sanatsal mimarın yanı sıra, dünyaca ünlü yazar Kafka’nın memleketi olması nedeniyle kültürel bir öneme de sahip.

Prag Gezilecek Yerler

Vltava Nehri boyunca uzanan dokuz tepenin üzerine inşa edilmiş bu büyüleyici şehir, nehrin etrafında konumlanan farklı bölgelerden oluşuyor (Prag1, Prag2, Prag3…gibi). Şehirde görülmesi gereken tarihi mimarilerin en yoğun olduğu bölge ise Prag1 bölgesi.

1. Eski Şehir Meydanı

Dünyanın en güzel yerlerinden biri olan Prag’ın eski şehir meydanı, Stare Mesto olarak adlandırılıyor. Tarihi 10. yüzyıla dek uzanan Stare Mesto Meydanı (Old Town Square) ise bölgenin en değerli yeri ve Prag’ı keşfetmeye başlamak için oldukça ideal bir nokta.

Wenceslas Meydanı ile Charles köprüsü arasında yer alan bölge yaz aylarında turist kaynıyor. Çeklerin uzun tarihi kendisini birçok farklı mimari tarzlarda gösteriyor: Romanesk, Barok, Rococo, Gotik ve Rönesans tarzları hemen her yerde kusursuz bir biçimde yansıtılıyor.

Tyn Katedralinden göğe uzanan Gotik kuleler St. Nicholas’ın Barok tarzıyla muhteşem bir tezatlık oluştururken eski Belediye Binası Gotik ve Rönesans’ın müthiş bir uyumunu sergiliyor.

Günümüzde restoran, kafe, hediyelik eşya dükkânlarının yer aldığı, her tür mimari stilin görülebildiği Prag’ın en turistik meydanı. Stare Mesto’da görülmesi gereken yerler ise, Astronomik Saat (Orloj) ve Stare Mesto Belediye Sarayı başta olmak üzere, Meryem Ana Kilisesi, Aziz Nikolaus Katedrali, Siyah Madonna’lı Ev, Goltz- Kinsky Sarayı, Clam-Gallas Sarayı, Klementinum ve Yahudi Mahallesi. Meydanda Çeklerin milli kahramanı ve ilk reformistlerden olan Jan Hus’un anıtsal heykeli de yer alıyor.

2. Prag Astronomik Saati

Tarihi şehir merkezinin en görülmesi gereken yerlerinden biri de astronomik saati. Çok kompleks bir yapıya sahip olan saat Babil saatini, eski bohem saatini, Alman saatini ve gerçek saati göstermesinin yanı sıra gündoğumu ile günbatımını, ay ve güneşin konumlarını da gösteriyor.

1410’da bir saat ustası ve matematik profesörü tarafından yapılan saat 600 yıl boyunca tamir edilip bakımı yapıldı ve günümüzdeki dünyanın en eski üçüncü saati olarak varlığını sürdürüyor. Her saat başı üstteki iki pencerede görünen havarilerin figürleri ise 1865 yılında eklendi.

Her saat başı çanlar çalıyor ve havarilerin yürüyüşü başlıyor. Herkesin en azından bir kere görmesi gereken ve turistlerin de çok hoşuna giden bir olay. Daha eğlenceli bir gösteri için öğlen ya da gece yarısını bekleyin.

3. Tyn Kilisesi

Kent simgelerinden biri olan Tyn Kilisesi, içinde Çek tarihine ait pek çok önemli ismin mezarlarının ve Gotik, Rönesans, Erken Barok dönemine ait eserlerin bulunduğu görkemli bir kilise.

Staromestske Namesti Meydanı’ndaki en güzel yapılardan biri olan Tyn, şehre gelen yabancılar için inşa edilen bir Protestan Kilisesi olarak inşası 1511’de bitirilen bir yapı.

Meşhur Disney Şatosu’nun Tyn’in 80 metrelik kulelerinden ilham alınarak çizildiği söyleniyor. Akşam ışıklandırılmasının da çok güzel göründüğü kilise, Prag’ta kendinizi bir masalın içinde hissetmenizi sağlayan en önemli yapılardan.

4. St. Nicholas Church

Prag’da St. Nicholas Church isminde Lesser Townda ve Old Town’da olmak üzere iki tane var. Prag Old Town Square’de yer alan görkemli barok kilise St. Nicholas Church 1735’te yapılmış.

Dışı etkileyici olan kilisenin içi de görmeye değer. Kilisede yer alan freskler görmeye değerken demir işçiliği ve iç tasarımı da muhteşem. Kilis Paris’de yer alan St. Louis des Invalides örnek alınarak yapılmış.

5. Yahudi Mahallesi ve Mezarlığı

Prag’da on üçüncü yüzyılda Yahudilerin ilk yerleşim yeri olduğu düşünülen ve Josefov olarak da bilinen Eski Yahudi Mahallesi, Yahudilerin 500 yıl boyunca etrafı duvarlarla çevrili şekilde yaşadıkları bölge.

Bir bölümü on dokuzuncu yüzyılın sonunda yıkılan mahallede, Avrupa’nın ayakta kalmayı başarmış en eski mezarlığı olan Eski Yahudi Mezarlığı, Eski Yeni Sinagog, Azize Agnes için yapılan Bohemyalı Meryem Ana Kilisesi, on altıncı yüzyıl tarihli Yahudi Belediye Sarayı, Rönesans’ın en güzel yapılarından olan Yüksek Sinagog, yirminci yüzyılda yapılan Tören Salonu, on yedinci yüzyıl tarihli Klausen Sinagogu ve on beşinci yüzyılda inşa edilen Pinkas Sinagogu bulunuyor.

6. Eski Yeni Sinagog

Prag’ın eski Yahudi Meydanı olan Josefov’da bulunan sinagog Avrupa’nın aktif haldeki en eski sinagogu. Rivayete göre Kudüs’ten melekler tarafından Prag’a getirilen taşlar ile sinagogun duvarları örülmüş.

Prag’ın ilk gotik binası olan Eski Yeni Sinagog 1270’de tamamlandı ve 1942-45 yılları arasındaki Nazi istilası hariç günümüze kadar hizmet vermeye devam etti. Eski Yeni Sinagog ayrıca Prag’ın taş canavarının da evi, daha doğrusu rivayet bunu söylüyor.

16. Yüzyıl da haham Jehud Löwa kilden bir canavar yarattı ve nefesiyle can verdi. Canavar çılgına dönüp saldırganlaştığında ise haham on tekrar taşa dönüştürdü. Efsaneye göre Yahudiler tekrar çok zor zamanlar geçirmeye başlarsa canavar yeniden uyanabilirmiş.

7. Pudra Kulesi (Powder Tower)

Pudra Kulesi 1475’de Kral II. Vladislav tarafından yaptırıldı. Eskiden saray olan yer şimdi Belediye binası ve kapalı bir köprü ile kuleye bağlı olarak bulunuyor. Kulenin içinde spiral şeklinde 186 basamak merdiven bulunuyor ve tepesinden insanlar tarihi şehir merkezinin muhteşem bir görüntüsünü izleyebiliyorlar.

8. Karl Köprüsü

Vltava Nehri’nin iki yakasını birleştiren ve dünyanın en ünlü köprülerinden biri olan Karl Köprüsü (Charles Köprüsü), 516 metre uzunluğunda ve yaklaşık 10 metre genişliğinde olup Stare Mesto’yu Mala Strana’ya bağlıyor. Gotik tarz mimarinin en güzel örneklerinden üç kulesi bulunan köprüyü geçmenin tek yolu ise yürümek.

Merkez ile şehrin geri kalanını birleştiren köprü tam 600 yaşında ve Prag’ın en bilinen ikonu olarak göze çarpıyor. Kral IV. Charles 1342 yılında yıkılan Judith Köprüsünün yerine 1357 yılında Charles Köprüsünü yaptırdı.

Yayaların geçebildiği kenar kısımlarında tam 30 adet barok heykelleri bulunuyor. Aynı şekilde satıcılar, müzisyenler, performans sanatçıları ve dilenciler de yine buralarda para kazanmaya çalışıyorlar.

Çok canlı bir bölge olan köprüde insansız bir zaman bulmak neredeyse imkânsız ancak sabahın çok erken ve gecenin çok geç saatlerinde nispeten az insan görebilirsiniz. Prag kalesi tepeden görünüyor ve özellikle gece aydınlatması yapıldığında herkesi büyüleyecek kadar güzel bir görünüme kavuşuyor. Köprünün her iki tarafında da tırmanıp köprünün çok daha güzel bir manzarasını görebileceğiniz yerler de bulunuyor.

Yıllar içerisinde Aziz John Nepomuk Heykeli’ne dokunmanın dilekleri gerçekleştirdiği inancı yayılmış, günümüzde köprüyü her geçen ziyaretçi heykele dokunup dilek tutmadan edemiyor. Karl Köprüsü üzeri her an cıvıl cıvıl, müzisyenlerin ressamların ve hediyelik eşya satanlarını tezgahlarının bulunduğu, kentin en güzel binalarının, köprülerinin ve kalesinin en güzel görülebildiği yer olarak kentte fotoğraf alabileceğiniz yegane nokta.

9. Mala Strana

Eski Kent Meydanı’ndan gelindiğinde Karl Köprüsü’nün diğer ucunda “Küçük Şehir” anlamına gelen Mala Strana bölgesi (Lesser Town) başlıyor. Geçmişi 13. yüzyıla dayanan ve kraliyet bölgesi olarak kurulan Mala Strana’ya Barok mimarisi hâkim. Bölgenin en gözde yapıları Aziz Nikola Kilisesi ve Wallenstein Sarayı.

Mala Strana’nın üzerinde ise Prag Kalesi yer alıyor. Nerudova caddesinin harika manzarasında yürüyerek gidilebiliyor. Bu cadde üzerindeki evlerde Beyaz Kuğu, Altın At ve Kızıl Kartal gibi amblemler yer alıyor. Biraz dinlenmek isterseniz Vojan Parkı ya da Petrin tepesi dinlenmek için çok güzel yerler.

Bu bölge saraylara, kiliselere, meydanlara, parklara ve buna benzer pek çok cazibe merkezine ev sahipliği yapıyor. Lesser Town Meydanının etrafı ise barlar, alışveriş merkezleri, restoranlar ve uluslar arası elçiliklerle çevrili. Mala Strana üzerinde, yürüme mesafesi uzaklığında olan meşhur Prag Kalesi yükseliyor.

Kaleye çıkış yolunda yer alan evlerde ise turistlerin ilgisini çekecek kraliyet hanedanına ait amblemler ve beyaz kuğu, altın nal, kırmızı kartal gibi pek çok farklı hayvan figürler mevcut.

10. Prag Kalesi

Dünyanın en geniş kalesi olan Prag Kalesi aynı zamanda kentin belgelenmiş en eski yerleşim yeri. Yapımına 9. yüzyılda başlanan ve üzerine yapılan eklemelerle geliştirilen kale, 14. yüzyıla kadar bir saraya, kilise ve manastırlara ev sahipliği yapmış, bir kaleden daha fazlası.

Sadece tek parçalık bir savunma binası olmanın çok ötesinde bir yapı olan Prag Kalesi şehri tepeden görüyor. Kalenin içerisinde kraliyet sarayı, katedral ve üç kilisenin yanında bir bazilika, manastır, savunma kuleler, kraliyet ahırları, küçük ama muhteşem bahçeler yer alıyor.

Prag kalesi 9. yüzyılda tamamen ahşap olarak yapılmaya başlandı ve 11. yüzyılda kraliyet sarayı eklendi. Ve 14. yüzyılda St. Vitus Katedralinin yapımına başlanarak içerideki en değerli mücevher haline geldi. Gotik mimarisinin en muhteşem örneğine sahip olan katedralde krallar ve imparatorların mezarları bulunuyor.

Rönesans tarzı mimari başta olmak üzere yenilendiği her dönemin mimari akımlarından izler taşıyan kalenin onarımı 17. yüzyıla kadar sürmüş. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun kalbinin attığı yer olan kale, 1920’lerde Çekoslovakya’nın bağımsızlığını kazanmasıyla Çek Cumhurbaşkanlığı makamına verilmiş. Halen bir bölümü Çek Cumhurbaşkanının Ofisi olarak kullanılan kale diplomatik bir önem de taşıyor.

11. St. Vitus Katedrali

Muazzam büyüklükteki gotik bir kilise olan St. Vitus Katedrali (Katedrala Svateho Vita), Prag Kalesi’nin ilk iki avlusunu geçtiğinizde karşınıza çıkan bir Roma Katolik kilisesi. Sivri kuleleriyle Gotik mimarinin en iyi örneklerinden biri olan kilise, Prag Kalesi’nin en dikkat çekici yapısı.

Pek çok ulusal hazinenin ve Bohemya krallarının mezarlarının yer aldığı katedralin yapımına 1344’te başlanmış ve tamamlanması yaklaşık 600 yıl sürmüş. Çek tarihinin en önemli yapıları arasında bulunan ve hâlen ayinler düzenlendiği Aziz Vitus’un en önemli bölümünü ise Aziz Vaclav Şapeli oluşturuyor.

Şapelin arkasındaki bir odada ise yalnızca kraliyet mücevherlerine ayrılmış. Çek kraliyet tacının da içinde bulunduğu mücevherler resmi günlerde sergileniyor.

12. St. Nicholas Church (Malá Strana)

Avrupa’nın en iyi barok kiliselerinden biri olan St. Nicholas Katedrali, yapımına on sekizinci yüzyılın ilk yıllarında başlanmış ve 1756’da tamamlanmış Mala Strana’nın en belirgin yapısı.

Avrupa’nın olduğu kadar Prag’ın da Prag’ın da en önemli Barok yapısı olan kilise, yeşil kubbesi ve 80 metre yüksekliğindeki çan kulesiyle günümüzde müzik etkinliklerine de ev sahipliği yapıyor. Mozart’ın Prag’da kaldığı süre boyunca orgunda bazı eserlerini çaldığı bu kilisenin mimarı Kryštof Dientzenhofer.

13. Wenceslas Meydanı

Ortaçağ Prag’ında at pazarı olarak kullanılan Wenceslas Meydanı, St. Wenceslas Anıtı, Jan Palach Abidesi ve tam karşıda da Ulusal Müze’nin yer aldığı önemli bir meydan. Tarihi oldukça eskilere dayanan Wenceslas Meydanı, on dokuzuncu yüzyılda şu anki görüntüsüne kavuşmuş.

Diğer adıyla Vaclav Meydanı, Nazi karşıtı gösterilerden, Kızıl Ordu’yu protesto etmek için düzenlenen gösterilere, Prag Baharı’nı desteklemek ve Rusları protesto etmek amacıyla kendilerini yakan iki gençten, komünizmin yıkılışı kutlamalarına dek Çek tarihinde birçok önemli olaya şahitlik etmiş bir meydan.

Günümüzde ise 45 bin metrekarelik alanı, lüks mağazaları, barları, kulüpleri ve restoranlarıyla eğlenceli vakit geçirmek isteyenler turistler için pek çok seçenek sunuyor. Meydanın simgesi ise ünlü Çek heykeltıraş Josef Myslbek tarafından tasarlanan at üzerindeki St. Wenceslas Anıtı.

Meydanda birçok bar, kulüp, restoran, otel, market ve bankalar yer aldığından dolayı eğlence, gece hayatı ve alışverişin çok yoğun şekilde yaşandığı bir bölge. Ana meydan ve Charles köprüsü sadece beş dakikalık bir yürüme mesafesinde yer alıyor ve üç metro hattı da burada birleşiyor. Ayrıca belirtmekte fayda var, bu meydan aynı zamanda büyük Ulusal Müzeye ve Devlet Operasına da ev sahipliği yapıyor.

14. Dancing House (Dans Eden Ev)

Prag yüzyıllara dayanan mimarisi ile biliniyor ve 20. Yüzyılın sonlarında inşa edilen yapı çözücülük örneği olan Dans Eden Ev ile bunda ne kadar başarılı olduğunu kanıtladı. Çek mimar Valdo Milunic ve Kanadalı Frank Gehry imzası taşıyan bu efsanevi bina hem dinamik hem statik elementleri bir arada bulunduruyor.

Kadın bir dansçının erkek partnerinin kolları arasında gidip gelmesini tasvir eden yapı mimarlık dünyasının Fred Astaire ve Ginger Rodgersı olarak da biliniyor. Vltava Nehri ile Resslova Caddesinin kıyısında bulunan Dans Eden Ev şu anda özel bir şirketin ofisi ancak 7. Kattaki restoran, Celeste, herkese açık.

Prag için 3 günden fazla zamanınız varsa ortaçağdan kalma mimarisiyle sizi kendisine hayran bırakacak kasaba Cesky Krumlov ve orman içerisinde gizlenmiş bir doğa harikası olan kaplıca merkezi Karlovy Vary’i de mutlaka ziyaret edin. Bu iki şirin kasabaya da Prag merkezden kalkan otobüslerle günübirlik olarak gidip dönmeniz mümkün.

En az 3 gün ayırmanız gereken Prag’a Çek Havayolları, THY ve Pegasus’un İstanbul üzerinden kalkan direkt uçuşlarıyla 2,5 saatte ulaşmak mümkün.

Prag’a ne zaman gidilir

Prag’a gitmek için en uygun zaman aralığı sonbaharın ilk zamanları ve ilkbahar ayları. Bu dönemlerde gezmek için hem hava daha ideal hem de şehir daha az kalabalık oluyor. Şehrin yıl içerisindeki genel hava durumu çoğunlukla serin ya da soğuk olduğundan, yazın sıcak havalarda otel fiyatları oldukça yükseliyor.

Bu nedenle Prag’ı makul fiyatlar çerçevesinde gezmek istiyorsanız, sonbaharın ilk zamanları ve ilkbahar sizin için en ideal seçenek olabilir. Bunun yanı sıra Noel döneminde de Prag’ın ayrı bir güzelliği olduğunu belirtmek gerekiyor.

Köprüleri, kaleleri, kiliseleri, müzeleri ve saraylarıyla büyüleyen, sanat ve kültür kokan Orta Avrupa’nın masal şehri Prag, rotanıza mutlaka eklemeniz gereken seyahat duraklarından biri. Şahane gezilecek yerleri ve kolay ulaşımı sayesinde kısa tatil planlarınız için ideal bir tercih! (Yazı: Dilâ Baran Tekin)

3 YORUMLAR

Düşüncelerinizi Yorum Olarak Yazabilirsiniz 💬

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz