Meis, Antalya’nın güzel ilçesi Kaş’ın hemen karşısında yer alan küçücük bir Yunan adası. Kıyı boyunca dizilmiş uzaktan lego gibi duran evleri, sakin sokakları, maviliklerin ortasında huzur dolu bir ada.

Kaş sahilde yürürken bile görülecek mesafede ve feribotla sadece 20 dakika uzaklıkta. Ülke dışına çıkmak gibi değil de Kadıköy’den Eminönü’ne gitmek gibi Meis’e yolculuk. Bitmek bilmeyen hava alanı trafiği, kontroller, aktarmalar, check-in işlemleriyle eziyete dönüşünen yurt dışına çıkma işlemlerinden sıkılanlar için keyifli bir alternatif Meis.

Meis adası, Yunanistan

Meis Adası, Megisti, Castellorizo ve Kızılhisar adıyla da anılıyor. Castellorizo ismi Venediklilerin bir dönem üs olarak kullandıkları kaleden kalmış ve Avrupa’da genelde bu isimle anılıyor.

Hani şu tarih derslerinde gördüğümüz 12 ada var ya Meis onlardan biri ve hatta bunların en küçüğü. Her dönem yıldızı parlak olan Meis’i kimler işgal etmemiş ki? Rodos şövalyelerinden tutun Bizans’a, Romalısından, Memluk Sultanlığından, Napoli Krallığı’na …

Tabi ki bizimkilerin de gözünden kaçmamış bu güzel ada. Osmanlı’da bir dönem bu adanın sahibi olmuş. Fransızlar da boş durmamış Birinci Dünya Savaşı’nı fırsat bilip adayı işgal etmişler. Sevr anlaşmasıyla İtalya‘nın da nasiplendiği Meis, İkinci Dünya Savaşı sonrası oniki adayla birlikte İngilizler tarafından İtalyanlar’dan alınıp adanın son sahibi Yunanistan’a verilmiş. Hani bu kadar git gellerin ardından “keşke bize kalsaydı” demeden edemiyor insan.

Hele de, feribot adaya yaklaşırken sizi kucaklayan körfeze sokulmaya başlayınca, o rengarenk evlerin görüntüsüyle bütünleşmiş huzur atmosferi ben de biraz kıskançlık yarattı itiraf ediyorum. Acaba ada bizde kalsaydı? Ne olurdu? Bu güzelliği korumadan aynı Kaş’a yaptığımız gibi burayı da beton yığını yapar mıydık? Kafamda bir sürü soruyla feribottan inip Meis’i keşfe başladım.

Malum ada ufak, hatta gelmeden önce okuduğum birçok yazıda burayı gezmek için bir günün yeteceği yazılmış. Kuzey ve güney noktası arası 6 km uzunlukta, genişliği de sadece 3.2 km teknik bilgilere bakılırsa evet ada ufak ve bir günde gezilir. Ama küçük bir kulübeye benzeyen pasaport kontrolünü geçip adayı gezmeye başlayınca sindire sindire gezmek için bir gün yetmeyecekmiş gibi hissediyor insan.

Feribottan inince üç seçeneğiniz var; sola yani adanın camisinin olduğu yöne, sağa çarşının ve kafelerin olduğu yöne, ya da yukarı tepeye doğru gidebiliyorsunuz. Ben önce caminin bulunduğu yöne doğru ufak bir yürüyüş yaptım. Adanın bu tarafında, mimari dokuya uygun Osmanlı döneminden kalma şirin bir cami var; devamın da ise en fazla iki kişinin yan yana yürüyebileceği dar bir patika deniz kıyısından devam ediyor.

Adanın bu bölgesi öyle sakin ve sessiz ki tam kafa dinlemelik. Kendi başınıza kalmak ve denizi izlemek için birebir. Aslında adanın bu tarafında kimsecikler olmadığı için carettayla karşılaşmayı umuyordum ancak carettaları Meis’in merkezinde kafelerin hemen önünde uzanan sahilde gördüm.

Burada gördüklerim ise daha önce hiç tanımadığım deniz yılanı sandığım, Zargana sürüsüydü. Meis sahillerini dolaşırken farklı deniz canlılarını görmek doğal yaşamın çeşitliliğine tanık olmak bu kısa gezi için ayrı bir renk oldu.

Adanın bu tarafını gördükten sonra şirin mi şirin evlerin, daracık sokakların, Yunan mimarisinin sunduğu güzelliği keşfetmeye geldi sıra. Tam bir renk cümbüşü bu sokaklar! Her adımı fotoğraflık, her kapı ayrı bir estetik, kafelerden gelen müzik ise adanın ruhuyla bütünleşmiş Yunan ezgileri…

Adayı tek bir kelimeyle ifade et deseler; sadece huzur derdim. Kışın 400 civarı olan nüfus yaza doğru 1000’lere ulaşıyor. Aslında adanın bir dönem yoğun bir nüfusa sahip olduğunu duymuştum, büyük bir kısım Avustralya’ya göç etmiş; kış aylarında da yakın olan Rodos adasında konaklamayı tercih eden ada sakinleri var.

Nüfusun az olmasına rağmen terk edilmişlik ya da ıssızlık hissini hiç uyandırmadı ben de. Öyle güzel bir mimariye sahip ki; minik bir Yunanistan adeta. Sarı, yeşil, mavi, toz pembe renklerle boyanmış evlerin balkonlarında, rengarenk çiçekler ve begonviller neşeli sıcacık bir atmosfer yaratmış.

Adayı bir de yukarıdan görün derim. Adanın merkezinden yukarıya doğru çıkan merdivenleri takip edip tepeye doğru çıktığınızda eski bir kiliseyle karşılaşıyoruz. Kilise civarında gezerken gördüğüm manzara muhteşemdi.

Mavi Mağara

Tepedeki huzur dolu Meis manzarasının da tadını çıkardıysak, son durak Mavi Mağara. Limandan hareket eden teknelerle buraya ulaşmak mümkün. Adanın merkezinden mağara yaklaşık 15 dakika sürüyor.

Mavi Mağara’nın girişi dar ve alçak. Öğleden sonra suların yükselmesiyle mağaranın giriş kısmı kapanıyor ve içeri girmek neredeyse imkansız. Sabah geldiyseniz şanlısınız; içeri girmek daha kolay. İçeri girerken hafiften yatak pozisyona geçip başınızı eğmeniz gerekiyor.

Deniz içeri teknenin giremeyeceği kadar yükselmişse, kaptan motoru durduruyor ve isteyenler içeri yüzerek girebiliyor. Ben bu konularda pek cesur değilim ama yine de cesaretimi topladım ve o dar giriş den yüzerek geçtim.

Mağaranın içi fosforlu mavi bir ışıkla aydınlanıyor. Yapay bir ışık değil tabi, tamamen doğanın hediyesi. Şimdi bunları yazarken iyi iki girmişim içeri diyorum. Tek pişmanlığım giderken bu güzelliği paylaşmak için sualtı çekimi yapmaya uygun bir kameramın olmamasıydı. Mağaraya gitmek için 15 Euro ödemiştim. Meis’e giderseniz bu mağarayı mutlaka ziyaret edin.

Adanın çevresinde pek çok plaj var, çok uzağa gitmeden merkezde bile denize girebilirsiniz. Deniz gerçekten çok berrak ve tertemiz. Mayonuzu ve deniz gözlüğünüzü almayı unutmayın yeter. Biraz şanslıysanız yüzerken carettalar da size eşlik edebilir. Adanın temiz denizi, doğal yaşamın devamı için bir nimet adeta.

Eğer bir yere gitme planı yapıyorsam, orayla ilgili çekilmiş bir film varsa izlemeye çalışıyorum. Hatta zamanım varsa yazılmış kitap, makale, gezi yazısı okuyorum. Mesi’e gelmeden önce de ne var ne yok bakalım dedim. 1992 yılında En İyi Yabancı Oscar ödülünü almış Mediterraneo (Akdeniz) filmi İtalyan yönetmen Gabriele Salvatores imzalı 2.Dünya Savaşı sırasında görevleri nedeniyle gelen üç İtalyan askerin başından geçenleri anlatıyor. İtalyan sineması sevenler varsa Meis ziyareti öncesi bu filmi izleyebilir.

Meis Adası’nda Yeme-İçme

Akdeniz lezzetlerini ve deniz ürünlerini sevenler şüphesiz Yunan mutfağına bayılır. Deniz ürünlerini çok sevdiğim için Meis’deki küçük restoranları ve nefis yemeklerini çok sevdim. Güneşte kurutulmuş ahtapot, kızartılmış peynir saganaki, ahtapot salatası, greek salata, kalamar dolma, kaya barbunu ve üzerine peynir eritilmiş patlıcan musakka… Tabi ki yanına da buz gibi Yunan milli içeceği Ouzo.

Frappe buzlu, bol köpüklü bir kahve çeşidi. Meis’de serinlemek için çok tercih edilen bir içecek. Ouzo gibi milli bir içecek olan bu soğuk kahve çeşidini Meis’de bütün kafelerde bulabilirsiniz. Yedik, içtik fiyatlar nasıl? Fiyatlar Kaş ile kıyaslanırsa aşağı yukarı aynı. Dolu dolu bir deniz ürünleri tabağı (iki kişi rahat doyar), büyük bira ve frappe’ye 30 TL ödemiştim.

Meis Adası’nda nerede kalınır

Ada’da büyük oteller yok. Daha çok pansiyon ve butik otel gibi yatak sayısı az konaklama seçenekleri mevcut. Bunların da büyük kısmı sahilde. Ada’da yaşan halkın bir bölümü de evlerinin bir kısmını da Booking ve Airbnb gibi sitelerden kiraya veriyor. Mevcut konaklama yerlerinin yatak kapasitesi çok yüksek olmadığı için Meis’de birkaç gün kalayım diyorsanız önceden rezervasyon yaptırın. Özellikle bayram, festival, paskalya gibi özel günlerde yer bulmak zor.

Meis Adası’ndan ne alınır

Ada’da hediyelik eşya dükkanları sahil boyunca sıralanıyor. Caretta resimli magnetler, Meis adası resimlerinin basılı olduğu çantalar, deniz ürünlerinden yapılmış küçük hediyelikler bulabilirsiniz. Pasaport kontrol noktasının tam karşısında da Anadolu’da ki mahalle bakkallarına benzettiğim ufacık bir Dutty Free var. Az sayıda içki, çikolata ve parfüm seçeneği ile baş döndürmeyen tam da adayı yansıtan minik bir dükkan havasında.

Adanın aslında şöyle de bir güzelliği var yanınızda döviz getiremediyseniz TL kullanabiliyorsunuz. Alın size Meis’e gitmek için bir neden daha. Bir de adada Türkiye’de kullandığınız telefon gayet güzel çekiyor, hat almanıza gerek kalmıyor.

Meis Adası nerede

Meis Adası’na nasıl gidilir

Kaş’dan Meis’e iki firma gidiyor. Biri Meis Express diğeri Kahramanlar Turizm. İki firmanın ücretleri, kalkış /dönüş saatleri, gidiş süreleri aynı. Kaş ’dan Meis’e 20 dakikada ulaşıyorsunuz. Kaş’dan Meis’e saat 10.00 da kalkan feribotlar dönüş için Meis ’den 16.00 da hareket ediyor. Haftanın bazı günleri talebe göre akşam turları da yapılıyor. Kaş’dan kalkış saati 17.30, dönüş saati 23.00 olan bu turu da deneyebilirsiniz.

Gidiş–dönüş ücreti 25 Euro. Bilet almak için www.meisexpress.com , www.meisferrylines.com  adreslerini ziyaret edebilirsiniz. Ada’nın arka tarafında havalimanı da mevcut ama Türkiye’den uçuş yok. Rodos’dan feribot ve uçakla adaya gelmek mümkün. Meis ile Rodos arası feribotla yaklaşık 4 saat. Bir haftalık tatilde Kaş’a gelip Meis, Rodos rotası izlenebilir.

5 YORUMLAR

💬 Düşüncelerinizi Yorum Olarak Yazabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz